Son zamanlarda kulüplerinde bayrak adam olarak görev almış isimlerin yuvalarına birer birer dönüş yaptıklarına tanık oluyoruz. Bu kez modaya uyan isim, beklenmedik bir şekilde Zinedine Zidane oldu.

La Liga, Kral Kupası ve Şampiyonlar Ligi’nde alınan kötü sonuçlar Real Madrid’i sarstı. Kötü gidişatın faturası ise teknik direktör Santiago Solari’ye kesildi ve Zinedine Zidane, yaklaşık dokuz aylık aranın ardından Real Madrid’de teknik direktörlük koltuğunu yeniden devraldı. 252 gün sonra takımın başına tekrar geçen Zidane, Başkan Florentino Perez ile birlikte düzenlediği basın toplantısında “Ortada kısa sürede yeniden başarılı olamama gibi bir riskin olduğu doğru. Ama şu anda bunları düşünmek yerine hafta sonu oynayacağımız maça konsantre olmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.” diyerek kulübü yeniden ayağa kaldırmasının biraz zaman alabileceğinin sinyallerini verdi. Fransız teknik adamın dönüşüyle birlikte cevap bekleyen sorulardan ilki “Dokuz yıl aradan sonra ilk kez tüm kulvarlarda hedefsiz kalan 2018–19 model Real Madrid’e Zinedine Zidane ne gibi bir teşhis koyacak?”. Pek tabii Real Madrid’in çöküşünü aydınlatacak soru-cevap fırtınası bununla da bitmeyecek. Çöküşün sebebinin Cristiano Ronaldo’nun takımdan ayrılıp Juventus’a transfer olması mı yoksa Zinedine Zidane’ın ayrılması mı olduğu da tartışılacak. Bütün bu sorulara cevap bulabilmek için takvimi 4 Ocak 2016'ya geri sarmak faydalı olacaktır. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, büyük umutlarla takımın başına getirdiği Rafa Benitez’in görevine son veriyor ve sezon ortasında teknik direktörsüz kalarak derin düşüncelere dalıyordu. Çok uzun yıllardır devre arasında teknik direktör değişikliğine gitmeyen eflatun-beyazlılar, bu durumu etkili ve basit bir şekilde çözmenin yollarını arıyordu. Futbolu bıraktıktan sonra Real Madrid kulübünün neredeyse tüm kademelerinde görev alan Zidane’ın ismi kulislerde bu kez de teknik direktörlük için geçiyordu. Başkan Perez, Real Madrid’e yaraşır büyük bir otoriteyi sezon ortasında göreve getiremeyeceğini biliyordu. Bu yüzden kulübün dinamiklerini çok iyi bilen ama teknik direktörlük konusunda henüz kendisini kanıtlayamamış Zidane’a bir şans vermeyi düşündü. Kulüp efsanesi böylece bu zorlu göreve getirildi. Dünya yıldızı klasmanındaki birçok futbolcunun teknik direktör olamadığı göz önüne alındığında, şüphesiz taraftarlar ve istatistikçiler kadar Perez de bir umutla Fransızın neler yapabileceğini beklemeye koyuldu. Real Madrid’in dev egolu süper yıldızları ile Benitez baş edememiş ve bu yıldızlar soyunma odasında tıpkı Jose Mourinho’ya yaptıkları gibi İspanyol teknik adama da kazan kaldırmışlardı. Peki Zidane oyuncularla baş edebilecek miydi? Futbolculuğu döneminde saygınlığı, karizması ve liderliğiyle adından söz ettiren Zizou’nun bu durumu toparlayabilecek yegâne isim olabileceği birçok spor yazarı tarafından o günlerde tartışmalara konu olmuştu. Fakat Real Madrid taraftarlarının korktuğu olmadı ve Sergio Ramos, Cristiano Ronaldo ve Marcelo gibi ağır topların bulunduğu soyunma odasında çok kısa süre içinde huzur ortamı sağlandı. 2015–16 sezonunun ikinci yarısında Rafa Benitez’den takımı devraldıktan sonra eflatun-beyazlıların başında 27 maça çıkan Zizou 22 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile sezonu tamamladı. Sezon sonunda La Liga’yı Barcelona’nın bir puan gerisinde bitiren Real Madrid, Şampiyonlar Ligi finalinde ezeli rakipleri Atletico Madrid’i yenerek mutlu sona ulaştı. Dışarıdan da içeriden de bakıldığında kulüpte işler yolunda gidiyor gibi görünüyordu. Perez, kulübe her basamakta hizmet etmiş Zidane ile devam kararı aldı ve transferde kesenin ağzını sonuna kadar açabileceğini söyledi. Fakat Zidane, altyapıyı çalıştırdığı dönemden tanıdığı genç oyuncular ile kulübün elit isimlerini harmanlayarak başarılı olabileceklerini düşündü ve kulübün kasasını kullanmayı seçmedi. Casemiro, Asensio, Kovacic ve Varane gibi gençlere takımda ciddi sorumluluklar veren Zidane, o bölgelere yapılması muhtemel milyonlarca euroluk transferlerin önüne geçti ve taraftarların gönlünü bir kez daha kazandı. Ama Fransız teknik adamın asıl başarısı; Jose Mourinho, Carlo Ancelotti ve Rafa Benitez dönemlerinde soyunma odasında güçlenmiş oyuncu grubunun takıma olumsuz etkilerini, doğuştan gelen etkileyici karizmasıyla dizginlemekti. Zizou, futbol dışında da takım üzerindeki etkisi büyük bu oyuncularla kurduğu iletişim sayesinde, görev aldığı iki buçuk sezon boyunca hiçbir kargaşaya mahal vermeden işine konsantre oldu. Real Madrid, sahada hiç olamadığı kadar kenetlenmiş bir halde mücadele etti ve bu süreçte üst üste üç Şampiyonlar Ligi, iki UEFA Süper Kupası, iki Kulüpler Dünya Kupası, bir La Liga ve bir İspanya Süper Kupası şampiyonluğu kazandı. Kazanılan bu kadar kupa ve başarıya rağmen Zidane’ın Haziran 2018’deki ayrılığı büyük bir sürpriz olarak karşılandı. Ama Fransız teknik adam basın toplantısında bu noktayı da aydınlatıyor ve “Ayrılık benim için ve oyuncular için gerekliydi. İsteyerek değil, bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşündüğüm için ayrıldım.” dedi. Geçmişteki yaşananlardan yola çıkarak, Zidane’ın geri dönüşüne getirebileceğimiz ilk yorum; 2018–19 model Real Madrid’e ilk Zizou dokunuşunun soyunma odası ve sahadaki özgüven kaybının giderilmesi için yapılacağı şeklinde olabilir. Fakat bu sefer Zidane’ın eli biraz daha zayıf olacak. Zira her sezon yaklaşık elli gole ulaşan Ronaldo artık takımda değil. Zaman bize Zidane’ın Ronaldo’suz neler yapabileceğini gösterecek. Zinedine Zidane, Real Madrid ile kısa sürede kazandığı dokuz kupaya rağmen dünyanın en iyi teknik direktörü değil. Ama Fransız teknik adamın Real Madrid’deki ilk döneminde yaptıklarını hatırlayacak olursak, hiçbir şey onun için imkânsız değil. Ali Umut DEĞİRMEN